
Kız yapmacık bir tavırla gülümsedi. Oysa içinden gülmek gelmiyordu. Çok ciddi olmak istiyordu. Bireysel sorunları vardı. Seni gördüğüme sevindim, dedi. Kafede Baha'dan "Kutupta Yaz Gibi" şarkısı çalıyordu. Kız içinden beni buraya niye çağırdı, diye geçirdi. Evlenme teklif etse hemen kabul ederdi. Mutsuzluğa bile razıydı. Hiçbir şey şimdikinden daha mutsuz edemezdi onu. Çocukları olurdu, akşam yemeğini hazırlar kocasını beklerdi. Telefon eder akşama gelirken ekmekle yoğurt al, derdi. Pazar günleri gazetelerin eklerini okurlardı. Konuşurlardı. Kavga ederler, barışırlardı. Bir günde hem mutlu hem mutsuz olurlardı.
Erkek kızın gözlerine baktı. Biraz cesaret bulsa kızın elini tutabilirdi. Keşke kız sözleriyle ona biraz cesaret verebilseydi. Neden bu kadar soğuk buz gibi karşısında oturuyordu. Kimbilir belki bir sevdiği vardı. Oysa erkek nerden bilsin kızın yapısı buydu. Biraz soğuk duruşu vardı. Aslında bu duruş kıza inanılmaz bir çekicilik katıyordu. Şu anda bile etraflarındaki bütün erkeklerin dikkatini çekmemiş miydi?.. kıskanmak değil daha çok gurur diyebileceğimiz bir duyguya kapıldı erkek. Şimdi evli olsak işte işte bu çekici kadın benim karım işte parmaklarımızda yüzüklerimiz biz buraya çay içmeye geldik edasıyla etrafına bakardı.
Erkek kızın yapmacık gülümsemesine takıldı. Takıntılı bir adam olmasaydı önemli değildi. Garson kıza yavşayan bir tavırla çaylarını getirdi. Müzik bitti şimdi Baha "İşte Bu Bizim Hikayemiz" şarkısını söylüyor.
Kız boşlukta tutunacak bir dal arıyor çünkü yalnız çünkü sevgisiz. Erkek reddedilirim korkusuyla evlenme teklifini yapmıyor. Çaylar bitiyor, müzik susuyor. Bir hikaye daha başlamadan bitiyor.