10 Haziran 2011 Cuma

Hayatın Bekleme Salonu







Hayat bekleme salonlarına benzer bazı zamanlar. Koşmaktan yorulan bizler için. Yaşamak kimi zaman yorucudur, insan bazen durup dinlenmek, beklemek ister. Soyunurken, giyinirken, camdan dışarı bakarken, sürekli bir akışın içinde dışarıdan gelen sesleri duyumsuyorken bile yoruluyorsun ve merak ederken bu kadar insan ne yapar, ne düşünür, nereye gider, nereden gelir, neye üzülür, neye sevinir?..bu kadar çok ortak acılarımız, sevinçlerimiz, hüzünlerimiz, umutlarımız varken bekleme salonunda dinlenmeye ne çok ihtiyaç duyarız.



Erken vazgeçenlerdendik. Yani benim neslimin böyle olduğunu düşünüyorum. Tüketim çağındaydık sadece tüketmiyor tükeniyorduk. Neyin yarışını yapıyorduk ezberlediğimiz bilgilerle dakikada kaç soru çözdüğümüzü hesaplarken?



Erken kaybediyorduk. Daha bulamadan, heves etmeden, kursağımızda kalıyordu, burnumuzdan geliyordu Anadolu'daki güzel insanların deyimiyle annemizden emdiğimiz süt bile.



Kullanıldıkça anlamını yitiren sözcüklerle doluydu belleğimiz. Ve anlamını yitirdikçe yalnızlığımız artıyordu çünkü artık kimse ne dediğimizi anlamıyordu. Şimdi geriye sadece yazmak kalıyor.



Yazmak dışında bir şey gelmiyor elimizden!

1 yorum:

dsdfs dedi ki...

"Gönlüne sağlık hoş bir yazı olmuş içten ve samimi."