23 Aralık 2011 Cuma

Yaşamak Uçurumun Kenarından Yürümek Gibi

Alnının teriyle çalışıyorsun, bir yaşam kuruyorsun kendine.
Alınteriyle para kazanan insan dünyanın en soylu insanıdır. İşte tüm bu yorucu belki sıkıcı gayretlerin ödülüdür, çalmadan çırpmadan, başkasının sırtından geçinmeden kazanılan yaşam en değerli yaşamdır.
Bazılarımız çok kazanır, bazılarımız yaşamını devam ettirecek kadar kazanır yalnızca. Zenginiyle, gezginiyle , yoksuluyla, sarhoşuyla, kavgacısı, savaşçısıyla, yönetenleri, ezilmişleriyle hayat çerçevelenmiş bir tablodur.
İşte ben bu tablonun neresindeyim? Hemen söyleyeyim arada kalmışım. Bazılarımız kendisine verilen rolleri şaşırır. Sırf bu yüzden güneş altında ter döken, ister çiftçi olsun ister inşaat işçisi isterse bir şoför olsun kızgın güneşin altında, inanın bizim kitaplardan öğrendiklerimizden daha çok şey biliyorlar hayat hakkında.
Söylemiştim arada kalmışım diye. Sürekli sorgulamak, sorular sormak bir yere ait olamamak benim gibilerin, arada kalmışların kara yazgısıdır.
Üzgün değilim öfkeliyim bazen.
Hırslarımız, öfkelerimiz yüzünden hayatı hırpaladık kötüye kullandık kimi zaman. Ve isteklerimiz gerçekleşmediği zaman öfkelendik, üzüldük.
Yaşamak bir uçurumun kenarından yürümek gibi içimizde hep bir düşme korkusu, terkedilme korkusu, sevilmeme korkusu gibi ve ben yürürken o kadar çok düştüm ki içimde hiç korku kalmadı çünkü düştüğüm yerleri artık beynim ezberledi.

2 yorum:

GÖK-TÜRK dedi ki...

Uçurumun kenarındaki korkular belki de bizi zinde tutan şeyler de olabilir aslında belki de öyle olmalı en azından...

lijepa djevojkaa dedi ki...

Evet, bir tarlanın kenarından yürümek kadar güvenli olmasa da kötü bir şey de değil sanırım, hayatta kalabilmemiz için gerekli de belki.