31 Ekim 2011 Pazartesi

El Oğlu

Üstesinden gelemediğim sorunlarım vardı. Karamsar yönlerimle, çelişkilerimle, kendimle başa çıkmaya çalışıyordum. Anlatsam anlamazdı.
Hafifletici nedenler sunardı, üzülmemi istemezdi.
Oturuyordu, bakıyordu, gülüyordu, eli bardağa uzanıyordu, kolunda belirgin damarları vardı kımıldadıkça sanki hareket ediyorlardı, onu bir daha görmeyecekmişim gibi hiçbir detayı kaçırmak istemiyordum.
Bir çay koy da içelim, diyordu. Çayı seviyordu. Herkes gibiydi. Hiçkimse gibiydi.
Maç başlıyordu, maçlar bitiyordu.
Çay içiyorduk, çaylar bitiyordu.
Benim sana hissettiklerimi senin de bana hissetmeni istiyordum.
Bana olan sana da olsun, diyordum. Seninle ilgili naif dualarım vardı.
Annem Allah şaşırtmasın, derdi hep. Şaşırıyorduk anne el oğlu karşısında şaşırıp kalıyorduk.
Annenin karşısında pabuç kadar olabilen dilimiz el oğlu karşısında dut yemiş bülbüle dönebiliyordu.
İçimde atamadığım bir yenilmişlik duygusu, bakışlarında ağır tahrik suçu vardı.

2 yorum:

Bikomoko dedi ki...

cok sevdim yazini, ve duygusallasmamak mumkun degildi okurken...

lijepa djevojkaa dedi ki...

Teşekkür ederim, dilimiz döndüğünce:))